Halk dilenmez, direnir!

20 Nisan 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI


Çok zor çalınan bir enstrümandır zurna, nota basmayı bilen ya da “zurnacıyım” diyen herkes çalamaz; adap, ciğer ve ustalık gerektirir, adabını bilmeyen veya nefesi yetmeyen ya da nefesini doğru kullanamayan birinin eline düştü mü, hasbelkader dinleyen varsa zurnadan da soğur, düğünden de. Bu yüzden her “zurnacıyım” diyenin eline zurna verilmez.

HDP ne yazık ki uzun zamandır bir üyesinin eline arada bir de olsa zurna veriyor ve tüm tadımızı kaçırıyor, çünkü adam zurna çalmayı bilmiyor, her seferinde rahatsız edici sesler çıkarıyor ve biz artık sıkıldık bundan, soğuduk, yeter.

Bu adam milletvekili olduğundan beri kamuya açık hemen her konuşmasında parti konseptine, politikalarına, teamüllerine aykırı, karşıt, hatta tekzip edici konuşmalarıyla ömrümüzü yedi. Halkın önemli bir kesimi bu duruma tepkisini saklamadı her seferinde eleştirdi ama HDP’nin yetkili kurulları parti içi demokrasi anlayışından taviz vermedi. Eyvallah, vermesinler, zira kendi evine demokrat olmayan komşusuna hiç olamaz. Bu anlamda HDP’yi takdir ediyorum. 

Ancak mesele şu ki, yanlış çalınan zurnanın çıkardığı rahatsız edici sesler dışında bir de “zırt” diye ses çıkardığı yanlış bir notası var, zurnacı usta da olsa -kazara- o notaya bastı mıydı düğünün de, ahalinin de şaftı kayar.

Ne yazık ki HDP ve halk bu kez bu duruma maruz kalmıştır.

Altan Tan 16 Nisan akşamı -bırakın zurnayı yanlış çalmayı- o yanlış notaya basmıştır. Bir televizyon kanalında referandumu değerlendirirken sarfettiği cümleleri ya kulağı duymuyordu ya da ne konuştuğunu bilmiyordu. Şöyle diyordu: “Ve yine ne enteresan bir durumdur ki sayın Tayyip Erdoğan’ı, yine Kürtler kurtardı.”

Türk basınında da yer alan bu cümle ne anlama geliyor? İslam tabanlı retoriği güçlü olan ve hiç şüphelenmediğim zekasından bu ve diğer cümlelerin “şehven” çıktığını düşünmüyorum. Ancak sayın Tan’ı doğrudan da yargılamak istemiyorum, yanlış olur, bu yüzden bazı sorular soruyorum.

Bir: “Kürtler” derken hangi politik tandanslı Kürtler’i kast ediyorsunuz; HDP’lileri mi, AKP’lileri mi, Hüda-Par’lıları mı, KDP destekli diğer partilileri mi?

İki: Birinci soruyu iptal ederek devam ediyorum, şaibeli YSK verilerine göre AKP oylarında 1 Kasım seçimleriyle kıyaslandığında 2 puan civarında artış görülüyor, bu artış her dönem AKP’yi destekleyen Hüda-Par ve KDP’den gitmediğine göre, -zira toplamı zaten sıfır nokta bilmem kaç ediyor-, HDP’den gittiğini iddia ediyorsunuz, OHAL’de a; tüm bölgede HDP’nin onlarca sandık görevlisi ve müşahidi seçimden bir kaç gün önce gözaltına alınmadı, b; oy verme işlemi silahların gölgesinde envai tehdit altında yapılmadı, c; sandıklar AKP güdümlü kolluk kuvvetleri kontrolünde helikopterlerle, zırhlı araçlarla taşınmadı, d; YSK’nın yasadışı bir şekilde kabul ettiği 2 milyon civarındaki mühürsüz oy pusulasının yüzde sekseni bölgeden çıkmadı. Öyle değil mi sayın Tan?

Üç; bunları dile getirmeden “Erdoğan’ı Kürtler kurtardı” dediğinize göre, OHAL’de “seni başkan yaptırmayacağız” diyen, bu yüzden ağır bedeller ödemekte olan ve seçim sürecinde topyekün “hayır” için çalışan partinizi gizlice “evet” demekle suçluyorsunuz. Muhtemelen buna “hayır” diyeceksiniz ama eğer “hayır” diyorsanız OHAL’de içinde sizin de ciddi bir seçmen kitlenizin olduğu halkı suçluyorsunuz. Doğru mu?

Dört; konuşmanızın ve cümlenizin içindeki “yine” vurgusunun anlamı nedir sayın Tan? Okurlarımıza “tek dil Türkçe” dersi vermeye gerek yok ama bu kelimeyi kullanıyorsanız HDP’nin daha önce de Erdoğan’ı kurtardığını iddia ediyorsunuz demektir. Lafı uzatmıyorum, bu durumda iddianızı kanıtlamanız gerekiyor, HDP daha önce Erdoğan’ı nerede, ne konuda, nasıl kurtardı? 

Beş ve son; konuşmanızda Erdoğan’ın Kürtler’le “yine işbirliği” yapmasını istiyorsunuz, OHAL’de “yine” soruyorum; HDP, devlet ile PKK’nin barış görüşmeleri sırasında aracılık kabilinden yaptığı “işbirliği” dışında Erdoğan’la ve AKP’yle ne zaman, nerede, ne konuda işbirliği yaptı?

Bu soruların cevabını vermelisiniz sayın Tan. HDP gibi toplumsal tabanı hassas ve tarihi boyunca büyük ve ölümcül bedeller ödemiş bir partinin parlamenterinin bu soruları sorduran iddialarda bulunması siyaseten ve vicdanen ağırdır. Bu ağırlığa makul ve mantıklı cevaplarınız varsa gidip seçmeninize ve partinize anlatın. Aksi halde -lütfen- terk edin orayı, ne bedel ödemiş Kürt halkının ve partisinin vicdanıyla uyuşuyorsunuz ne de o geleneğin siyasal kültürüyle. 

Belli ki HDP demokratik siyaset teamülleri gereği veya başka bazı hassasiyetler gereği sizinle yollarını ayırmıyor; en iyisi siz, “Tayyip beyin Kürtler’e vefa borcunu ödemesi lazım” şeklinde “yine” ve bir daha saçmalamadan HDP’ye vefa borcunuzu ödercesine gidin. Ve unutmayın, onurlu Kürt halkı kimseden bir şey dilenmez, direnir. Siz gidip Erdoğan’dan vefa dilenebilirsiniz! 



1778
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: