Tek adam ve özgür birey

21 Mart 2017 Salı

SİNAN CUDİ


Pek az insan tavır ve eylemlerinin sonuçları hakkında öngörü sahibidir. Toplumsal değişimler üzerindeki etkisini ise görmezden gelme eğilimindedir. 

"Tek bir insan neyi değiştirebilir ki?” klişe sözüyle paye biçer çoğu insan yaşamına. Kaderci mantığın veya devlet nezdinde küçültülmüş bireyin kaçış noktası olsa da özünde tarih bilincinden yoksunluğun itirafıdır.

Şüphesiz artık klasik kahramanlar çağında değiliz. Artık tek bir bireyin çıkıp tarihi ve toplumu değiştirmesinden söz etmiyoruz. Yüzlerce, binlerce düşmana karşı tek başına kılıç sallayıp ülke kuran, büyük ve korkunç canavarlar boğuşan yiğitler efsanelerde var artık. Tek yumruğuyla kayaları ufalayan, tek vuruşta on adamı yerle yeksan eden savaşçılar da olsa olsa hayallerin, masalların konusu olabilir.

Şüphesiz tek bir insan günümüzde de büyük değişimler yaratabilir. Kendini eğiten, donatan, eylemsel kılan; amacına büyük bir inançla bağlı, büyük bir disiplinle çalışan bireylerin tarihte bıraktıkları izlerle, sayfalar dolusu hatıratlarıyla tanışığızdır çoğumuz. Şansılarımız var bir de; bizzat tarihi yaşayan ve yazanların yanı başında, diz ucunda oturup hayran hayran dinleyen o akıl almaz oluş süreçlerini. 

Ve şüphesiz kendilerini oluşturmuş bireylerin oluşturduğu örgütsel yapılar çok daha büyük değişimler yaratabilir. Devrim dediğimiz olguyu da bu diyalektik içinde anlamlandırmak, özgür bireylerin eğitilmesinde, çoğaltılmasında ve eylemsel kılınmasında kılavuz olarak okumak büyük önem arz ediyor. 

Tarihi okuyan, toplumsallığın oluş aşamaları hakkında bilgi sahibi olan herkes tarihsel-toplumsal değişimlerin büyük emek ve fedakarlıklarla kazanıldığını da bilir. 

Dehakla özdeşleşen zulmün topraklarımızdan sökülüp atıldığı Newroz’a dek ismini, hikayesini bilmediğimiz binlerce ana kuzusu, nice yiğit kadın ve erkek kendini feda etti. Beton mezarlarla üstü örtülen halkımızı Kürtlüğünden onur duyar hale getiren, Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde öncü kılan nice isimsiz kahraman tek bir an bile düşünmeden kendini feda etti. 

Bugün de insan kafataslarından kale ören çağdaş Dehak, DAİŞ zulmüne karşı ismini, hikayesini bilmediğimiz binlerce özgür birey yeni günün, Newroz’un doğuşu uğruna cenge tutuşmuş, her türlü olmaza rağmen feda kuşağının neferliğine soyunmuş durumda. 

2017 Newrozu sadece Kürtler açısından değil, tüm Ortadoğu halkları açısından büyük önem arz ediyor. Zulmün başkentine ilerleyen savaşçılar 2017 baharını yeni Ortadoğu’nun inşasında bir dönüm noktası olarak ele alıyor ve zaferlerini müjdeliyor. 

DAIŞ işbirlikçisi kesimlerin Şengal’de yarattığı provokasyonlara karşı Êzîdî gençleri özgüce dayalı savunma sistemleriyle tarihin tekerrür etmesine izin vermeyeceklerini haykırıyor.

Kürdistan’ın dağlarında yanan Newroz ateşleri etrafında toplanan gençler, faşist, militarist düzene karşı halkların özgürlük halaylarını yeniden tutuyor, intikam sloganları eşliğinde yeni Newroz yılı direnişine davet ediyor.

Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi’yle özdeşleşen demokratik özerk yönetim direnişlerinde ölümsüzleşen gençlerin ardılları amaçlanan tek adam diktatörlüğüne karşı siyasi, toplumsal alanda yürüttüğü mücadeleyle daha gür bir ses haline geliyor.

Örgütlü ve eylemli kılınmış özgür bireylerin “Mutlaka Kazanacağız” iradesiyle kutladığı 2017 Newroz’u hepimizi bir gerçekle de yüz yüze bırakıyor. Bilincimizi ve hafızamızı borçlu olduğumuz, özgür insan ve toplum gerçekliğini yaratan milyonlarca isimsiz kahramana karşı sorumluluğumuzu hatırlamamızı emrediyor. Direnişle büyüyen, gürleşen Newroz ateşinde arınarak özgür birey olma tercihinde karar kılmamızı dayatıyor. 



906
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: