22 Ekim 2014 Çarşamba
 
Ana Sayfa Yazarlar AHMET KAHRAMAN
04 Şubat 2012 Cumartesi
AHMET KAHRAMAN
akahraman61@hotmail.com

Hayal taciri ve Kürtler!..

Uludere katliamı için kararda birleşenler, tetik çeken katillere, "vur" emri verenler isimleri, makam ve rütbeleriyle bellidir.
Ama devlet yedirip, içirdiği, rütbeler verip, ortalığa saldığı katilleri bulup teşhir edemiyor. Onun yerine, "katiller nerede?" diyen Kürtlere, "susun lan, bölücülük etmeyin" cevabıyla öldürülmüş 34 Kürdün hesabı mı olur demeye getiriyorlar.
Nasıl olsa, bu gün öldürülen, seçim zamanı hem "sayın", hem de "sevgili vatandaş", askerlikte "Mehmetçik" vergi ödemede "muhterem mükellef" olacaklar; aceleniz ne!..
 Devlet, yüz yıla yaklaşan geçmişiyle budur. Bu günkü dünün devamı ve devlet, buyurganlığı, kural bilmeyen yaptıklarıyla "devlet benim" sözüyle ironinin evrensel tarihine geçen Fransa Kralı 14. Louis’yi fersah fersah gerilerde bırakan, bizerlere her türlü hayali satan üstat, devlet oğlu devlet Başbakandır.
Hükümranlığıyla Kral Louis kim oluyor dedirten, George Orwell’ın "1984" adındaki romanında anlattığı Büyük Kardeş (Big Brother)'tir. Orwell’ın Big Brotheri yurttaşlarını ekranda izliyor, beslediği özel çeteye cezalandırmak üzere hücum emri veriyordu. TC’nin Devleti Big Brother, hükmü altındaki ülkede hem ekranlardan, hem telefondan, hem de fotoğraflardan izliyor, otlar arasında yürüyen karıncayı, kanat çırpan kebelebeği anında takibe alıyor, gülerken, ellerini birbirine vururken, üç kişi bir arada yürürken sevmediği görüntü veren, telefonda hoşlanılmayan ses çıkaran Kürtler, düzen sağlayıcılar tarafından anında KCK üyesi terörist suçlamasıyla, toplama kamplarına gönderiliyor.
Öte yandan, TC’ye has mamülat Big Brother’ın bir gürlemesiyle kanunlar dümdüz oluyor, adalet selama duruyor. Kaş oynatmasıyla, yasaklar kalkıyor, dudaklarını sarkıtınca yasaklardan yasak duvarlar örülüp, Kürtler ardına tıkıştırılıyor.
Bir günde 35 Kürt avukatı, 45 gazeteciyi tutuklatarak kainat rekoruna yepyeni bir çentik atıyor. Sevmediği Kürtlerin 8 binini, gazeteci ve yazarları 105’ni bir arada demetleyip hapsederek, çağımız darbecileri listesinde, adını en tepeye yazdırıyor.
Ama, asıl özelliği hayal tacirliğidir. Hayal üretip satarak, peşinden koşturduğu sevenlerini çoğaltıyor. Mesela, Uludere'de katledilen 34 Kürt gencinin katli konusunda, yanı başındaki özel adamı General Özel’den vur emri verenler, tetik çeken pilotların listesini alıp açıklayacağına, bizleri hayal kurmaya yatırmayı tercih ediyor, Kürtleri kırmanın suç olmadığını ima edercesine "varsa suçlu araştırılacaktır" diyordu.
 Hem Kürt kırımı ne zaman suç oldu ki!..
O yine de, suç varsa bakılacak diyerek bize hayal satıyordu. Ama ilk tacirliği değildi, bu. Yakın geçmişte, "köy, kasaba isimleri hakiki olarak geri gelecek, TRT televizyonu ile şekilde görüldüğü üzere serbest olacak, asimilasyon bitecek" demiş, bütün Kürtleri hayal görmeye yatırmıştı. Sonra, göbek yularıyla bağlanmış kiralık Kürtleri, "konuş lan" diye televizyonlara salmış, "ben konuşuyorsam mesele bitmiş, sorun kalmamıştır" deyivermişlerdi.
Hatta midesinden yularlı Kürt, televizyonda göbek havalı şakırtlı bir sesle "Kürtlere özgürlük var, özgürlük, Apê Musa’nın sürgündeki oğlu Anter Anter bile Devletimizin (Başbakan) emretmesiyle, sürgünden döndü" diye haykırmıştı. Anter Anter’in ablası Rahşan Anter, o sırada ailesinin kişiliğinde, Kürdistan’da ırkçı yangının devam ettiğini haber veriyor, kardeşi geldi ama babasının yazdığı kitapların yasaklandığını, TC’de doğan yeğeninin adında "w" var diye yurttaş kabul edilmediğini haykırarak, hayal satıcılarının yalanını açığa vuruyordu.
Bir başka hayal satıcılığı örneği:
Kuzey yarım kürede kış. Bütün insanlar üşüyor. Ama, bütün erkekleri askerlik yapan, sahip olduğu keçinin, alıp sattığı iğnenin vergisini ödeyen, seçimden seçime AKP’nin hem sevgili, hem de sayın yurttaşı olan TC vatandaşı Kürtler, Van’da üşümüyor, donarak ölüyorlar.
Oysa ne hayaller satmıştı, bizleri de sevindirerek…
Hayal tacirine göre TC büyük ve güçlüydü. Ekonomik büyümesi, başını almış yükseliyor, bütün ufukları delip, dünya doruklarına çıkıyordu.
 Bu gücün manivelası Van’ın altına girip, havalara kaldıracaktı. Ocak ayına kadar, kimse soğukta titremeyecek, bebekler, çocuklar donarak ölmeyecekti.
Bizler de bir güzel inanmıştık. Ne olacak, Başbakan oğlunun bir gemisi fiyatı, damada verilen kredi kadarıyla Van abad olur, incecik bez çadırlar, bir gecede kutup kulübelerine dönerdi.
Ama olmadı. Tacirin sattığı umut, hayalhaneden atılan artık Kürt asimilasyonu yok, kırım ve kann sesi duracak, haklar, özgürlükler tastamam yerini bulacak sözleri gibi savrulup göğe çıktı, kayboldu. Umut hayal edenler dolandırıldıklarıyla kaldılar.
Başbakan, yanı başında duran ismi, cismi, rütbeleri belli katilleri aradığını söyleyerek, hala bizlere hayal satmaya devam ediyor. Van’da tabiatın gazabına uğrayan Kürtler, donarak ölüyor.
Dur bakalım iflas etmiş tacir, daha ne kadar Kürtleri kandırdığını sanacak!..



2434
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18