Özgür demokratik yerel yönetimlere

Demir ÇELİK yazdı —

  • Kentin yönetilmesinde, kent meclisinde ve kent bütçesini oluşturma ve uygulamanın her aşamasında her kentli eşit-özgür birey olmanın temel hakları ile söz, karar, yetki sahibi olmalıdır.

Türkiye geniş coğrafyası, farklı kimlik ve kültürlerin varlığı ve nüfusun çokluğu nedeni ile Ankara'dan yönetilemez. Yönetme ısrarının neden olduğu çoklu krizin, siyasal ve sosyal istikrarsızlığın çözümü; siyasi ve idari yapının demokratik bölgesel yönetimlere evrilmesinden geçmektedir. 37 etnik kimlik, üç Semavi din, Êzîdî ve Alevi inancından insanların neden oldukları çoklu kimlik ve çoklu kültürü tek bir kimlik ve tek bir kültüre hapsedemezsiniz. Hapsetmeye kalkıştığınızda canlı organizma olan toplum ayağa kalkar, kendi meşru taleplerinin eldesi mücadelesine soyunur. Bunca çokluğun yaşam bulduğu Türkiye 25 bölgesel yönetimlerle söz, karar, yetki yerellere devredilmelidir. DEM Parti Demokratik Özerk Bölgesel Yönetimleri ülkenin gündemine taşımalı, halklarımızı ikna etmenin siyasetini yürütmelidir.  

Her bir Özerk Bölge:

a- Demokratik ulus anayasası ile uyumlu özerk bölge anayasasına,

b- Özerk bölge meclisine,

c- Demokratik ulus bayrağının yanında kendi bölgesel bayrağına,

d- Öz yönetim organlarında siyasal temsiliyet hakkına sahip olacağından herkesin ve herkesimin kazanacağının propagandası yapılmalıdır.

Çünkü bölgesel yönetimin öz yönetim organlarına sahip olması, halkların ve kültürlerin tarihsel gerçekliğinin evrensel hukukça tanınan haktır. Kendi kendisini yönetme hakkı ve uygulaması uluslararası hukuk tarafından savunulduğundan, bu hak meşru ve demokratiktir. Meşru ve demokratik olan bu hak tarihsel misyona göre ne denli güçlüce sahiplenilir ve yerine getirilirse, merkezi yapıları ve devleti de o denli çözüme zorlamış oluruz. 31 Mart seçimlerine halkın irade beyanından hareketle egemenlikçi yapıdan ve onun tekçi, merkeziyetçi zihniyetinden beklemeden, onun iznine ve insafına da bırakmadan meşru hakkı kullanmak, bu amaç doğrultusunda toplumu örgütleyerek hakkı geri dönülmez noktada ete kemiğe büründürmek, bu hakkın tarihselliğinin gereğidir. Bu tarihsellik devletin yanı başında ve ona rağmen yerine getirilmesi gereken önemde ve değerde bir haktır. Bu hak, devlet dışı kalmış halklar ve topluluklar için, ancak toplumun demokratik iradesi ile yerine getirilebilinir.

Demokratik Özerk Yerel Yönetimler siyasi iradesini ve gücünü demokratik örgütlenmiş toplumdan, toplum da özgür yurttaşın bireysel haklarıyla kolektif, grup haklarını birlikte kullanmasından alır. Demokratik özerklik bu gücü toplum yararına demokratik siyasetle yerine getirir. Bu görevi yerine getirmede, ulus-devletin katı merkeziyetçi, bürokratik yönetimi ve idari yapısına karşılık toplumun demokratik örgütlenmesini esas alır. Demokratik siyasetle toplumun tüm kesimleri politikaya katılır. Açık, şeffaf, yüz yüze yapılan demokratik politika sayesinde topluluklar değişimin ve demokratikleşmenin esas gücü olacaklarından siyasal ve toplumsal istikrarın da güvencesi olurlar.

Demokratik Özerklik, sadece devletin yetkilerini ve gücünü sınırlamakla kalmaz, bu rolü oynamakla birlikte, devlet + demokrasi anlayışıyla toplumun demokratik yaşamı üzerinden, doğrudan demokrasiyi devletin yanı başında hayata geçirme potansiyeline sahiptir. Eşit-Özgür yurttaşların meclislere dayalı demokratik konfederal örgütlülüğü, kendisini yerel yönetimler alanında da demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü ve katılımcı topluluklar ekonomisi paradigmasıyla örgütler. Yerellik ve yerindelik esasıyla toplumun ihtiyaç duyduğu hizmetlerin üretilmesi ve yürütülmesi; az devlet, çok toplum anlayışı ile karşılanır. Toplum, ihtiyaçlarının belirlenmesinde, bu ihtiyaçların karşılanması ve yürütülmesinde de demokratik katılımcılık esasıyla hareket etmeli.

Kentin yönetilmesinde, kent meclisinde ve kent bütçesini oluşturma ve uygulamanın her aşamasında her kentli eşit-özgür birey olmanın temel hakları ile söz, karar, yetki sahibi olmalıdır. Günümüz küresel dünyasında yerel yönetimlere yaklaşımda kimi farklıklar olsa da genel manada uygulamaları aynıdır. İster federal ve konfederal devlet yapılanması olsun, ister ulus-üniter devletler olsun yerel yönetimler, merkezi devletin yereldeki izdüşümü olarak kendisini hiyerarşik sistemin parçası olarak örgütler. Kimi özgünlükleri olmasıyla birlikte hepsi hiyerarşiye ve tahakküme hizmet etmek üzere şekillenmişlerdir. Özgürlükçü, eşitlikçi, adil ve demokratik değillerdir. Hiyerarşiye rağmen olabilmeleri de zaten mümkün değildir.

Merkezi odak ile onun yereldeki güç ve erk sahiplerinin çıkarı, toplumun ve toplulukların çıkarlarından önce gelir. Halbuki yerel yönetimler tarihsel misyonu gereği resmiyetin ve devletin bekası için değil, toplumun ve toplulukların çıkarına ve haklarına göre örgütlenmelidir. Bu da toplumun meşruiyet temelli öz-güce dayanarak kendisini sivil ve demokratik örgütlemesiyle mümkün olacaktır.

Toplumun demokratik konfederal örgütlenmesi esası ile yerel yönetimlere yaklaşıldığında, demokrasi hem gerçek olur ve hayat bulur, hem de toplumsallaşabilme olanağını bulur. Yerel yönetimler; Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü ve katılımcı topluluklar ekonomisi paradigmasıyla kendisini yerelde örgütlediği oranda demokrasinin ete kemiğe bürünmesi mümkün olur.

Özgür Demokratik Yerel Yönetimler olarak ifade edilen bu modelle, toplum ve topluluklar, devletçi hiyerarşik sistem içinde kendisini dört alan üzerinden örgütler, devlete rağmen devletin yanı başında meşruiyete dayalı ihtiyaçlarını demokratik katılımcı yoldan karşılar.

a- Demokratik Katılımcılık: Politikanın devletin egemenlikçi alanından çıkarılması, demokratikleştirilmesi ve topluma mal edilmesi, toplumun özne olmasının mücadele alanı olmaktadır. Kadın, erkek eşit temsiliyetini esas alır. Yönetimde katılımcılık, mecliste katılımcılık ve bütçede katılımcılık tüm kentliye ve kent dinamiklerine açık olmalıdır.

b- Ekolojik Yaklaşım: Kent, iktidar, endüstriyalizm insanı toplumsallığına, insana ve doğaya yabancılaştırarak kentleri yaşanmaz kılmış, kendilerinde biriktirdikleri devasa ve dengesiz güç birikimi altında nefessiz kalmış, toplumla birlikte doğayı yutan iktidar karargâhlarına dönüştürülmüşlerdir. Eko-sakin kentler perspektifi ile kentsel politikaları öne çıkarmak ve bu politikaları uygulamaya almak, özgür demokratik yerel yönetimler anlayışının gereği olmalıdır. Çok katlı beton binaların nefessiz bıraktığı kentler yerine; su, rüzgâr, toprak ve güneş döngüsünü kolaylayan, bu döngüyü sağlayan yeni yaşam alanları anlayışıyla kentlere yaklaşmak esastır.

c- Kadın özgürlükçü yaklaşım: Toplumsallaşmanın en temel dinamiği olan kadının erkek egemenlikçi anlayışla baskılanması beraberinde toplumsal hiyerarşiyi ve adaletsizliği getirmiştir. Tarihin ilk sömürge ilişkisi erkeğin kadın üzerindeki tahakkümü ile başlar. Bu tahakküm giderek hiyerarşinin doğmasına, erk ve gücü elinde bulunduranın toplum üzerindeki tahakkümü ile devam eder. Bu nedenle toplumun kurtuluşunu kadın kurtuluşundan, toplumsal özgürlüğünde kadın özgürlüğünden geçeceğini savunur. Yerel yönetimlerin her tür faaliyetinde ve organın da eş-başkanlık sistemini uygulamasına alır.

d- Katılımcı topluluklar ekonomisi: Ekonomiyi devletin ve tekellerin elinden çıkarmak, topluma ve topluluklara kendi öz ihtiyaçlarını kendi öz örgütlülükleri üzerinden sağlayacakları politikaya dönüştürmenin ekonomi politiğidir. Kâr ve piyasa vardır. Ancak toplum lehine sınırlandırılmıştır. Yaşamın sürdürülmesi ve toplumsallaşmanın yeniden üretilmesine yetecek oranda, piyasa geçerliliğini toplumsal yarar ilkesince sürdürme olanaklarına sahiptir.

Kürt halkına karşı yürütülen inkâr-imha siyasetinin ortadan kaldırılması, kendi kendisini yönetme iradesini gerçekleştirmesi, devletçi ve iktidarcı toplumu aşarak, yerine demokratik toplumu inşa etmesi ile mümkün olacaktır. Bu da toplumun demokratik örgütlenmesine, siyasetin demokratikleşmesine ve halkın öz yönetim iradesini göstermesine bağlıdır. Bu anlamda yerel yönetimlerde halkın kendi kendisini yönetmesi büyük önem arz eder. Özgür Demokratik Yerel Yönetimler bu ihtiyacı karşılayacak mekanizmalara sahiptir. Özgür Demokratik yerel yönetimler, demokratik özerkliğin inşasında olduğu kadar, aynı zamanda tekçi, asimilasyonist cumhuriyet’in demokratik cumhuriyet’e evirilmesinde de önemli bir işleve sahip olacağından zaman yaymadan uygulamaya almak demokratik siyasetin görevi olmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.