11 Mart 2010
|
|
Herkes Fortune dergisinin “Yunan girdabı” adını verdiği meseleyi tartışıyor ve herkes başka birini suçluyor. Peki kimin suçu? Yunan hükümeti hile yapmakla ve Yunanistanlıların gücünün üstünde bir hayat sürmelerine izin vermekle suçlanıyor. Avrupa Birliği Euro için uygulanması imkansız bir yapı yaratmakla suçlandı.
|
|
Yoksa suç Goldman Sachs’ta mı? Geçmişte, Yunan hükümetine Euro para birimiyle birleşme sürecinde hesaplarını yanlış gösterme imkanı tanımakla suçlanıyor. Bugün ise Yunan hükümetinin durumunu daha da kırılgan hale getirerek bankaların karını artıran “kredi faizine dayalı türev işlemi” yapmakla suçlanıyor. Münih’teki UniCredit’in kredi stratejisi başkanı “Komşunuzun evinde sigorta satın almanın, bu evde yangın çıkartmaya teşvik ettiğiniz” anlamına geldiğini söylüyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Goldman-Sachs’in 2002’deki davranışlarını “kepazelik” olarak niteliyor ve Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde kredi faizine dayalı türev sözleşmelerinin çok daha sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiğini ifade ediyor.
Niall Ferguson’a göre “Yunan krizi Amerika’ya geliyor”. O buna “Batı dünyasının mali krizi” adını veriyor. Ferguson sonuç olarak “büyümeyi sürüncemede bırakmak” anlamına gelecek olan kamu borcu şeytanlarını ve “Keynesci bedavacılık” konseptini tavsiye ediyor. Paul Krugman yaşananın bir “Euro rezaleti” olduğunu söylüyor; çünkü ona göre Avrupa siyasi birlik oluşturmaya hazır olmadan önce tek para birimine geçmemeliydi. Ancak şimdi Euro’nun iyice düşmesine izin vermemek gerektiğini de ekliyor; zira böylesi dünya çapında çok daha büyük bir mali krizi tetikleyecektir.
Bu arada herkes Yunan hükümetine, önümüzdeki dört yıl içinde bütçe açığını gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 12’sinden yüzde 4’üne düşürmesi için basınç yapıyor. Yunan hükümeti bunu yapabilir mi? Bunu yapmalı mı? Yunan hükümeti bir şeyler yapacağını söylüyor. Bu “bir şeyler” geçen yıllarda çiftçilerin, sağlık emekçilerinin, hava trafiği kontrolörlerinin, gümrük çalışanlarının ve artan işsizlik ile ekonomik krizin derinleştiği bir ortamda gelirleri düşürülmek istenen herkes açısından çok geniş kitlesel grevlerle sonuçlandı.
Peki, Almanya bir şeyler yapmalı mı? Almanlar iki temel sebep yüzünden bir şeyler yapmayı pek istemiyorlar. İlk sebep ekonomik sıkıntı içindeki diğer devletlerin de (İspanya, İtalya ve Portekiz) aynı şey hakkında ileride gelebilecek olası talepleri. İkincisi ise Yunanistan’a para yardımında bulunulursa kendileri de bir ekonomik sıkışıklık içinde olan ve paranın kendilerinden alınıp oraya verildiğini düşünecek Almanya yurttaşlarının yapacağı iç basınç.
Öte yandan Yunanistan (ve diğer ülkeler) kendi yurttaşlarını borcu ödemek için sıkıştırıyorlar ve bu ithal mallar için giderek daha düşük bir alım gücü anlamına geliyor. Diğer yandan eğer Yunanistan (ve diğer ülkeler) kendi yurttaşlarını borç ödemek için sıkıştırırlarsa bu -her şeyden önce de Almanya’dan gelen- ithal malların alım gücünü düşürmek anlamına gelecek. Ve bu esasen Alman ekonomisi için gerçek bir düşüş anlamına geliyor. Die Zeit gazetesinin editörü Josef Jeffe’nin söylediği gibi, “Avrupa hem devletler hem de bireyler açısından, herkes için muazzam büyük bir refah devleti haline geldi”.
Bu esnada, Euro ani düşüşlerine devam ediyor ve dolar bir kez daha, bir süreliğine, “güvenli cennet” durumda. Ferguson bizi “ABD hükümetinin borcu ancak Pearl Harbor’ın 1941’de olduğu kadar güvenli bir cennet olabilir”. Financial Times’dan bir analizcinin Almanya’nın Yunanistan’ı sonuç olarak kurtaracağını ileri sürünce söylediği gibi “Yani paranızı onlara sizin dükkanlarınızda harcamaları için vereceğinizi söylüyorsunuz öyle mi?” Ama bu zaten Çinlilerin ABD hazine bonolarını alarak yaptıkları şeyle aynı değil mi?
Bu kısa vadeli suçlama ve kısa vadeli kazanç merkezli çeşitli alternatif analizlerin kaçırdığı şey ise sorunun yapısal ve dünya çapında olduğu gerçeğidir. Bankalar para yapmak için vardırlar. Goldman-Sachs ve diğer bankaların da oynadığı oyunlar sadece Yunanistan’la sınırlı değil, arasında Almanya, Fransa, hatta İngiltere ve hatta Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu birçok ülkeyle ilgili olarak devam ediyor.
Bunun sebebi hükümetlerin ayakta kalmayı istemeleri. Bunu yapmak için, “girdap”ları ve halk isyanlarını engellemek ve bunu engellemek için de para harcamak zorundalar. Ve bunu yapmak için yeteri kadar vergi almazlarsa (çünkü hem vergileri daha fazla arttırmak istemiyorlar ama hem de zayıf bir ekonomi genel olarak daha az vergi geliri anlamına geldiği için) borç alarak hesaplarına “masaj” yapmak zorundalar. Ve (örneğin bankalardan) alınan borçları saklamak açıkça borç almaktan daha iyi olduğu için ve bu gizlilik hükümetleri eleştirilmekten kurtardığı için, sırrın açığa çıktığı güne kadar “bankaya kaçış” durumundan söz edebiliriz.
Dolayısıyla Yunanistan’ın sorunları aslında Almanya’nın sorunlarıdır. Almanya’nın sorunları aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin sorunlarıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nin sorunları ise aslında dünyanın sorunlarıdır. Geçen on yılda kimin ne yaptığını tartışmak, önümüzdeki on yılda, eğer yapılacak bir şey varsa, yapılabilecekleri tartışmaktan çok daha yararsızdır. Olup biten şey dünya çapında bir tavuk oyunudur. Gagalanmamak için herkes darbeden kimin ilk kaçınacağını bekliyor gibi gözüküyor. Ve ardından Barry Eichengreen’ın deyimiyle “tüm mali krizlerin anasıyla” karşılaşacağız. Ve bu kez Çin bile bu muazzam krizden etkilenecek.
Çeviren: Sevgi Özgür Göral
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|
|